Hakkında Cries & Whispers
Ingmar Bergman'ın başyapıtlarından biri olan Cries & Whispers (Viskningar och rop), 1972 yılında izleyiciyle buluştuğunda sinema dünyasında derin bir etki bıraktı. Film, 20. yüzyılın başlarında İsveç'te geçen ve kanser nedeniyle ölüm döşeğinde olan Agnes'in (Harriet Andersson) hikayesini anlatır. Onun yanına gelen iki kız kardeşi, Maria (Liv Ullmann) ve Karin (Ingrid Thulin), uzun süredir bastırdıkları duygular, kıskançlıklar ve geçmişten gelen yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Evdeki tek sıcaklık kaynağı ise hizmetçi Anna (Kari Sylwan) olur.
Bergman'ın yönetmenliği, filmi adeta bir resim tablosuna dönüştürür. Özellikle kırmızı dekorların ve kostümlerin hakim olduğu görsel dil, tutku, acı ve ölüm temalarını güçlü bir şekilde vurgular. Oyunculuk performansları ise olağanüstüdür. Harriet Andersson'ın canlandırdığı Agnes karakterinin fiziksel acısı ve duygusal yalnızlığı, seyirciyi derinden sarsar. Liv Ullmann ve Ingrid Thulin ise soğuk, mesafeli ve içe kapanık kardeşleri muhteşem bir incelikle yansıtır.
Cries & Whispers, yalnızca bir aile dramı değil; aynı zamanda ölüm, yalnızlık, sevgi eksikliği ve insan ruhunun karanlık dehlizlerine yapılan bir yolculuktur. Diyalogların minimum düzeyde tutulduğu sahnelerde, bakışlar ve sessizlik en güçlü anlatım aracı olur. Bu filmi izlemek, Bergman'ın insan psikolojisine dair keskin gözlemlerini deneyimlemek ve sinemanın şiirsel gücüne tanıklık etmek demektir. Sanat sinemasına ilgi duyan herkesin mutlaka Türkçe altyazılı olarak izlemesi gereken zamansız bir klasik.
Bergman'ın yönetmenliği, filmi adeta bir resim tablosuna dönüştürür. Özellikle kırmızı dekorların ve kostümlerin hakim olduğu görsel dil, tutku, acı ve ölüm temalarını güçlü bir şekilde vurgular. Oyunculuk performansları ise olağanüstüdür. Harriet Andersson'ın canlandırdığı Agnes karakterinin fiziksel acısı ve duygusal yalnızlığı, seyirciyi derinden sarsar. Liv Ullmann ve Ingrid Thulin ise soğuk, mesafeli ve içe kapanık kardeşleri muhteşem bir incelikle yansıtır.
Cries & Whispers, yalnızca bir aile dramı değil; aynı zamanda ölüm, yalnızlık, sevgi eksikliği ve insan ruhunun karanlık dehlizlerine yapılan bir yolculuktur. Diyalogların minimum düzeyde tutulduğu sahnelerde, bakışlar ve sessizlik en güçlü anlatım aracı olur. Bu filmi izlemek, Bergman'ın insan psikolojisine dair keskin gözlemlerini deneyimlemek ve sinemanın şiirsel gücüne tanıklık etmek demektir. Sanat sinemasına ilgi duyan herkesin mutlaka Türkçe altyazılı olarak izlemesi gereken zamansız bir klasik.


















